CRM Becerileri ve Kaza Örnekleri: Başarılı Pilotların Sırrı
EKIM AYI ÖNE ÇIKAN


Başarılı pilotların kişisel özelliklerini belirlemek için iki tür değerlendirme yapılmaktadır. Öncelikle, onların kişisel özellikleri tanımlanır ve bir takım testlerle ölçülür; sonrasında, onları başarı açısından sıralamak gerekir. Ayrıca şunu da ifade etmek gerekir ki, bu testlerin sonucu o andaki durum ve koşulların bir sonucudur. Bu sonuçlar yanıltıcı olabilir, yani kişisel özellikler yoluyla pilot adayının başarılı olacağı bir garanti değildir, ama destekleyici bir referanstır. Üstelik pilot adaylarını uzun süreli bir teste tabi tutmak oldukça maliyetli ve zaman alan bir süreçtir. Bu sebeple daha kısa süreli, eş zamanlı testler kullanılmaktadır. Bu blog yazımda bir pilot adayında olması gereken kişisel (karakter) özelliklerini, yani teknik olmayan becerileri ayrı ayrı detaylıca inceleyeceğim. Geçtiğimiz hafta yazmış olduğum “Pilot Adayı Seçiminde Yeni Dönem: Teknik Yeterlilikten Teknik Olmayan Becerilere (CRM)” başlıklı blog yazımda, geçmişten günümüze pilot aday seçimlerindeki kritik gereksinimlere, askeri ve sivil havacılıkta pilot adaylarında olması gereken önemli beceri ve yeteneklere, genel olarak teknik olmayan becerilere, pilot aday süreçlerinde bu becerilerin ne denli önemli olduğuna değinmiştim. Bu blog yazımda CRM(crew resource management)'in önemli alt modüllerini oluşturan teknik olmayan becerileri havacılık tarihinde yaşanmış örnek vakalar ile detaylıca inceleyeceğim. Bu blog yazısı, bir önceki blog yazımın devamı niteliğindedir. Hepinize keyifli okumalar dilerim.
Giriş
Bu alanda yapılmış olanlar çalışmaları incelediğimizde, başarılı pilotlarda gördüğümüz en önemli ve sık görülen teknik olmayan beceriler; iletişim, durumsal farkındalık, karar verme, stres yönetimi, liderlik, problem çözme, iş birliği ve ekip çalışması' dır.
Etkili İletişim / İletişim
İncelenen çalışmalarda en sık değinilen becerilerden birisi olan iletişim becerisi, bir pilot adayında olması gereken en önemli özelliklerden birisidir. Pilotlar uçağı tek başına uçurmaz ve uçuş esnasında kokpitte ortalama 4-5 m2 alan içerisinde genellikle en az iki kişi (bir kaptan ve bir FO) olmak üzere uçuşu gerçekleştirirler. Kaptan ve FO sadece kendi arasında iletişim kurmaz gerektiğinde kabin ekibi ve uçuş esnasında hava trafik kontrolörleri ile daima iletişim içerisindedirler. Bu bağlamda aktif dinleme, açık iletişim, geri bildirim verme-alma, beden dili, hitabet, diksiyon, kendini ifade edebilme, kavramsal düşünme, empati gibi iletişimin alt fonksiyonları büyük önem arz eder. Uçuş operasyonları sırasında mürettebat arasındaki güçlü iletişim, net bilgi alışverişini artırır, ekip çalışmasına ve koordinasyona yardımcı olur, dolayısıyla insan faktörlerini güçlendirir ve bunun sonucunda operasyonel hataların olasılığı önemli ölçüde azalır. Özetle, etkili iletişim, pilot seçim süreçlerinde önemli bir göstergedir ve uçuş emniyet kültürü ile pozitif bir korelasyona sahiptir. Mürettebat Kaynak Yönetimi (CRM) eğitimi ve pilot seçim süreçlerinin başarısında iletişim büyük rol oynamaktadır. İyi bir iletişim süreci, uçuş operasyonlarının emniyetini ve başarısını sağlamada önemli bir unsurdur. Başarılı operasyonlarda, mürettebatın birbirini bilgilendirmesi, planlama ve brifing aşamalarında açık iletişim kurması, tehdit ve hata yönetiminin önemli bir göstergesidir. CRM eğitimleri, pilotların iletişim becerilerini geliştirmede temel araçtır. Bu eğitimler, pilotların tutumlarında olumlu değişiklikler yaratır.
Tarihin en ölümcül havacılık kazası olan 1977 Tenerife Havaalanı Felaketi, iki pilot ile hava trafik kulesi arasındaki yanlış anlaşılmadan kaynaklanmıştır. Bu kaza, iletişimin ne kadar hayati olduğunun en trajik kanıtıdır. Birçok büyük kaza, mürettebat arasındaki iletişim kopukluklarına bağlanmıştır. Avianca 052 sefer sayılı uçuş, Tigers 747 kazası, SwissAir 111 sefer sayılı uçuş, Eastern Air Lines'ın 401 sefer sayılı uçuşu, Air Canada 797 sefer sayılı uçuşu, China Northern Airlines'ın 6901 sefer sayılı uçuşu, 1976 Türk Hava Yolları'nın Boeing 727 sefer sayılı uçağının düşmesi, 1993 Türk Hava Yolları'nın Ankara- Van uçuşu ve 2020 Pegasus Hava Yolları'nın 747 sefer sayılı uçuşu kazası havacılıkta iletişim problemlerine örnek olarak sayılabilir.
Durumsal Farkındalık
Bir uçuş esnasında pilotun kontrol edebileceği ve edemeyeceği faktörler vardır. Pilot irtifasını ayarlayabilir ancak motora girebilecek bir kuş, pilotun kontrolünü zora sokacaktır veya hava durumu beklenmedik bir şekilde sürpriz yapabilir, uçakta ciddi türbülanslar oluşabilir. İşte bu ve buna benzer durumlarda Uçağın çevresindeki durumu algılama, değişiklikleri tahmin etme ve gelecekteki durumlara hazırlıklı olma durumsal farkındalık becerisidir. Durumsal farkındalık, mevcut ortamı algılamayı ve gelecekteki koşullar hakkında tahminler yapmayı içerir. Ekip Kaynak Yönetimi (CRM) uygulamalarında, durumsal farkındalık, tehditleri ve hataları yönetmek için temel bir bileşen olup, gözetim, izleme ve planlama gibi alt bileşenleri içerir. Uçuşun her aşamasında güvenliği sağlamak için durumsal farkındalık gereklidir. Bu beceriyi temsil eden en dikkate değer kazalardan biri, 2009 yılında Air France Flight 447 kazasıdır. Bu kazada, uçuş ekibi uçağın tehlikeli bir duruma girdiğini (stall//perdövites) fark edemedi ve durumu doğru şekilde yönetemedi. Bu durumsal farkındalık eksikliği, 228 kişinin trajik şekilde hayatını kaybetmesine yol açtı. Bu nedenle, hem eğitim programları hem de operasyonel uygulamalar, pilotların durumsal farkındalığını sürekli olarak geliştirmeli ve onları havacılığın belirsiz ve karmaşık durumlarıyla başa çıkabilecek şekilde donatmalıdır. Başarılı pilotlar, sürekli olarak uçuş aletlerini, hava durumunu ve diğer trafikleri izleyerek (monitoring ve cross-checking) olası sorunları ortaya çıkmadan öngörürler. Uçuş öncesi yapılan detaylı brifingler, potansiyel tehditleri belirleyerek ekibin farkındalığını artırır. “Şu an ne oluyor?", "Neden oluyor?" ve "Bundan sonra ne olabilir?" gibi soruları zihinsel olarak sormak, farkındalığı canlı tutar.
Karar verme
Literatürde pilotlarda olması gereken, en sık tanımlanan teknik olmayan bir diğer beceri karar vermedir. Günümüzde uçaklarda yazılım tabanlı bir çok sistem bulunmakta ve geleneksel ilk dönem uçaklara göre pilotlar uçuş esnasında daha az kontrole sahip. Ancak sanılanın aksine uçak teknolojisinin gelişmesi, pilotların her ne kadar iş yükünü azaltmış gibi görünse de, hissetmiş oldukları baskı ve stres azalmadı. Zaman baskısı altında doğru ve etkili kararlar almak kolay ve basit bir süreç değil. Pilotların, Ekip Kaynak Yönetimi (CRM) sistemi tarafından yaratılan baskı nedeniyle hızlı ve doğru kararlar almaları gerekmektedir ve bu beceri sıklıkla simülasyonlar ve değerlendirme araçları ile test edilmektedir. Kararı doğru ve zamanında vermek, problemin tanımlanması, alternatiflerin oluşturulması, risklerin değerlendirilmesi ve sonuçların incelenmesi gibi aşamalarla ilişkilidir. Bu adımlar, emniyetli ve başarılı uçuşlar için gereklidir. Bazı olağanüstü durumlarda problemler daha karmaşık, tanımlanması zor, seçenekler kısıtlı veya çok fazla olabilir, hatta riskler değerlendirilemeyecek kadar belirsiz ve süreniz sonuçları gözden geçiremeyecek kadar kısa olabilir. Örneğin 2009'da US Airways'in 1549 sefer sayılı uçağın kuş çarpması sonucu her iki motorunu da kaybetmesi üzerine, Kaptan Sullenberger'in uçağı Hudson Nehri'ne indirme kararı, baskı altında alınmış olağanüstü bir karardır ve herkesin hayatını kurtarmıştır. Buna karşı, 1989'da Kegworth, İngiltere'de yaşanan kazada, pilotların arızalanan motor yerine çalışan doğru motoru yanlışlıkla kapatması, hatalı bir karar verme sürecinin sonucudur ve 47 kişinin hayatına mal olmuştur. CRM ve senaryo bazlı simülatör eğitimleri ile bu beceri pratik yapılıp, geliştirilebilir.
Stres Yönetimi:
Pilotlar, zorlu hava koşulları, mekanik arızalar ve zorlu kararlar dahil olmak üzere birçok yüksek baskılı durumla karşı karşıya kalırlar. Bu gibi yüksek baskı içeren durumlarda, pilotların sakin kalarak doğru kararlar alabilmesi, stres yönetiminin bir örneğidir. Stres yönetimi hem yolcuların hem de mürettebatın güvenliğini sağlamak açısından çok önemlidir. Bazı çalışmalarda pilot seçim süreçlerinde stres yönetiminin en önemli ikinci kriter olduğu bulunmuştur. Qantas'ın 32 sefer sayılı uçuşunda yaşanan motor arızasına rağmen uçağın güvenli ve emniyetli bir şekilde indirilmesi, etkili stres yönetiminin bir sonucudur.
Liderlik:
Özellikle kaptan pilot için ekip ortamlarında görev yönetiminin kritik bir bileşenidir. Yönlendirme ve görev delegasyonu gibi işlevleri içerir. Etkili liderlik, otorite ve iş birliği arasında bir denge kurmayı gerektirir ve verimli bir ekip kültürü oluşturulmalıdır. Kaptanlar ve ikinci pilotlar arasında yapılan karşılaştırmalarda, liderlik becerisinin beklendiği gibi kaptan pilotlarda daha baskın olduğu görülmüştür. Liderlik, sadece emir vermekten ibaret değil, aynı zamanda ekibin katılımını teşvik eden ve karşılıklı güvene dayalı bir süreçtir. Başarılı bir lider (kaptan), ikinci pilotun ve diğer mürettebatın görüşlerine değer verir, açık bir iletişim ortamı yaratır ve tüm ekibin yeteneklerinden en üst düzeyde faydalanır. Bu, özellikle acil durumlarda kritik öneme sahiptir. Delta Air Lines 1141 kazasında, mürettebatın operasyonel olmayan konuşmalara dalması ve kontrol listesi disiplininin zayıf olması, kokpitte etkili bir liderliğin olmamasının bir göstergesidir . Liderlik becerileri genellikle deneyimle gelişir. Tecrübeli kaptanların genç pilotlara mentorluk yapması önemlidir. Modern CRM eğitimleri, komuta yetkisi, ekip yönetimi ve atılganlık gibi konulara odaklanan özel liderlik modülleri içerir.
İş Birliği, Takım Çalışması ve Problem Çözme
Bu üç beceri birbiriyle yakından ilişkilidir. İş birliği, bir ekibin ortak hedeflere ulaşmak için birlikte uyum içinde çalışma yeteneğidir. Takım çalışması, bu iş birliğinin pratik uygulamasıdır ve pilotlarda aranan en temel özelliklerden biridir . Problem çözme ise, özellikle daha önce karşılaşılmamış veya alışılmadık durumlarda etkili çözümler üretebilme yeteneğidir. Problem çözme becerisi, özellikle alışılmadık durumlarla başa çıkma yeteneği olarak pilot seçim süreçlerinde en kritik yeteneklerden biri olarak belirlenmiştir. Avianca 410 uçuş kazası, zayıf takım çalışmasının yıkıcı etkilerini gösteren bir olaydır. CRM'in temel amacı bu becerileri geliştirmektir. Her uçuş veya simülatör seansından sonra yapılan geri bildirim toplantıları, ekibin neyi iyi yaptığını ve hangi alanlarda gelişmesi gerektiğini belirlemek için kritik öneme sahiptir.
Sonuç
Günümüzde pilotların kişilik özelliklerini anlamaya yönelik yapılan çalışmalar devam etmektedir. Bu blog yazımda, literatürde en çok üzerinde durulan ve önemli görülen teknik olmayan beceriler (CRM)' e değindim. Tabi ki başarılı bir pilot olmak için sadece bu beceriler yeterli değildir. Bir de teknik beceriler vardır, ancak bu başka bir blog yazısının konusudur. Havacılık sektöründe havayolu şirketlerinin uygulamakta olduğu farklı kişilik ölçümü uygulamalarını ve örneklerini hala görmekteyiz. Maalesef bu durum için yazılmış tek bir doğru reçete yok. Görünen o ki, mevcut durumda pilot eğitimindeki başarıyı doğru bir şekilde öngörmenin tek ve güvenilir bir yolu bulunmamakta. Ancak, uçuş eğitiminin başlangıcında belirgin olmayan kişilik ve yetenek özelliklerinin güvenilir bir şekilde saptanabilmesi durumunda, "doğru niteliklerin" ölçülmesinin mümkün olduğuna dair ikna edici bazı çalışmalar var. Tabi ki bu çalışmalar bizler için tamamen doğru bir referans niteliğinde değil. Bu alanda yapılan çalışmalar günümüzde halen devam etmekte, kim bilir bir gün belki de başarılı pilotlar için tek bir doğru reçete yazılabilir veya hiç bir zaman yazılamayacak. Fakat bir gerçek var; insan oğlu başarılı bir pilotun kişilik özelliklerini her zaman merak edecek, sorgulayacak, var olan bilgilerden şüphe duyacaktır. Sağlıcakla kalın.
Referanslar:
-Astani, A.-I., & Macarie, A. (2013). The ideal ability profile of the student future military aircraft pilot. Review of the Air Force Academy, 1(23), 89–94.
-Ceken, S. (2024). Non-Technical Skills Proficiency in Aviation Pilots: A Systematic Review. International Journal of Aviation, Aeronautics, and Aerospace. https://doi.org/10.58940/2374-6793.1933
-Hoermann, H.-J., & Goerke, P. (2014). Assessment of social competence for pilot selection. The International Journal of Aviation Psychology, 24(1), 6–28. https://doi.org/10.1080/10508414.2014.860843
-Hörmann, H.-J., & Maschke, P. (1996). On the relation between personality and job performance of airline pilots. The International Journal of Aviation Psychology, 6(2), 171–178. https://doi.org/1207/s15327108ijap0602_4
-Hörmann, H.-J., Manzey, D., Maschke, P., & Pecena, Y. (1997). Behavior-orientated assessment of interpersonal skills in pilot selection: Concepts, methods, and empirical findings. [Konferans bildirisi]. International Symposium on Aviation Psychology, Columbus, OH, United States.
-Krämer, A. (2018). Analysis of current and future requirements for pilots. Paris-Lodron-Universität Salzburg.
-Trites, D. K., & Kubala, A. L., Jr. (1957). Characteristics of successful pilots. Aviation Medicine, 28(1), 34–40.
*Bu blog yazısı "Pilot Adayı Seçiminde Yeni Dönem: Teknik Yeterlilikten Teknik Olmayan Becerilere (CRM)" başlıklı bir önceki blog yazısının devamıdır. Bu sebeple referans listesi (kaynakça) aynı olarak sıralanmıştır. -- Neo Cockpit -- Ömer Faruk Aytekeli -- Neocockpit -- Ömer Faruk Aytekeli -- NeoCockpit --


